Güncelleme Notu: Çerçeve yasa olarak kamuoyunda bilinen düzenleme yasalaştı. 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yazı, kanunun resmî metni esas alınarak yeniden düzenlenmiştir ve uygulama süreci ilerledikçe güncellenmektedir. Son güncelleme: 21 Ağustos 2026
İçindekiler göster
Kamuoyunda kısaca “çerçeve yasa” olarak anılan düzenleme yasalaştı. Resmî adıyla 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 10 Ağustos 2026 tarihinde 467 kabul oyuyla benimsendi ve 18 Ağustos 2026 tarihli, 33344 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
On iki maddeden oluşan kanun; PKK/KCK terör örgütüyle bağlantılı belirli suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini, kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesini ve bu sürecin takibine yönelik kurumsal yapıyı düzenliyor.
Bu yazıda kanunun kimleri kapsadığını, hangi suçların kapsam dışında bırakıldığını, erteleme sürelerinin nasıl belirlendiğini, başvurunun nasıl yapılacağını ve düzenlemenin bir “af” niteliği taşıyıp taşımadığını kanunun madde metinleri üzerinden ele alınmaktadır.

Çerçeve Yasa Nedir?
Çerçeve yasa, bir konunun bütün ayrıntılarını tek tek düzenlemek yerine temel ilkeleri, kapsamı ve ana mekanizmaları belirleyen; uygulamanın işleyişini ise kurulacak kurullara, ikincil düzenlemelere ve süreç içindeki tespitlere bırakan kanunları ifade eder. Silah bırakma ve fesih gibi tek bir işlemle tamamlanmayan, zamana yayılan ve birden fazla kurumun koordinasyonunu gerektiren süreçlerde bu yasama tekniği tercih edilir.
Çerçeve yasa, mevcut ceza mevzuatını kalıcı olarak değiştirmemekte; Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu veya 5275 sayılı İnfaz Kanunu‘nda bir madde değişikliği yapmamaktadır. Bunun yerine, belirli bir sürece özgü, kendi içinde bağımsız ve şarta bağlı bir erteleme rejimi kurmaktadır. Uygulamanın ayrıntıları ise kanunla oluşturulan Kurul’a ve ilgili bakanlıkların belirleyeceği usul ve esaslara bırakılmıştır.
Çerçeve yasa olarak bilinen kanunun “millî dayanışma” ve “toplumsal bütünleşme” kavramlarının tercih edilmesi, düzenlemenin yalnızca ceza hukuku sonuçlarıyla sınırlı olmadığını; silah bırakma sürecinin izlenmesi, teyidi ve koordinasyonu boyutlarını da içerdiğini göstermektedir.
Çerçeve Yasa’nın (7595 Sayılı Kanun) Yasalaşma Süreci
Çerçeve yasa ile ilgili düzenleme, Türkiye’nin yasama tarihinde alışılmadık ölçüde hızlı bir takvimle kanunlaştı:
- 4 Ağustos 2026: Kanun teklifi TBMM’de milletvekillerinin imzasına açıldı.
- 5 Ağustos 2026: Teklif, TBMM Başkanlığına sunuldu.
- 8 Ağustos 2026: Teklif, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.
- 10 Ağustos 2026: TBMM Genel Kurulunda 467 kabul oyuyla kanunlaştı.
- 11 Ağustos 2026: Kanun, yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderildi.
- 18 Ağustos 2026: 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi (Kanun No: 7595).
Çerçeve yasa’nın 11. maddesi uyarınca düzenleme, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak yürürlüğe girmiş olması, erteleme hükümlerinin uygulanmaya başladığı anlamına gelmemektedir.
Çerçeve Yasa Kimleri Kapsıyor?
Çerçeve Yasa Kapsamına Giren Suçlar
Çerçeve Yasa 1. maddesinin ikinci fıkrası, kapsamı doğrudan suç tipleri üzerinden belirlemiştir. Buna göre kanun hükümleri şu suçlara uygulanır:
- PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme,
- Örgüte üye olma,
- Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme,
- Örgütün propagandasını yapma,
- Bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçlar,
- Bu örgüt lehine işlenen, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun‘da düzenlenen suçlar.
Çerçeve Yasa’nın 2. maddesinde “örgüt” kavramı, PKK/KCK terör örgütünü ve bununla bağlantılı her türlü oluşumu kapsayacak şekilde tanımlanmıştır.
Çerçeve yasa’nın en belirleyici özelliği, genel nitelikte bir düzenleme olmamasıdır. Kapsam yalnızca PKK/KCK ve bağlantılı oluşumlarla sınırlıdır. Başka terör örgütleriyle bağlantılı suçlardan hükümlü, tutuklu veya yargılanan kişiler bu düzenlemeden yararlanamaz; onlar bakımından mevcut ceza ve infaz mevzuatı aynen uygulanmaya devam eder.
Hangi Hukuki Durumdaki Kişiler Yararlanabilir?
Kanun, kişileri değil dosyaların bulunduğu aşamayı esas almaktadır. Bu çerçevede üç ayrı durum düzenlenmiştir:
- Soruşturma aşamasındaki dosyalar (m.3) — Cumhuriyet savcısı tarafından erteleme kararı verilir.
- Kovuşturma aşamasındaki dosyalar (m.3) — mahkeme tarafından erteleme kararı verilir.
- Kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri (m.6) — infaz hâkiminin kararıyla infaz ertelenir.
Ayrıca istinaf veya temyiz incelemesinde bulunan dosyalar için de ayrı bir hüküm öngörülmüştür (m.4).
Her durumda erteleme, ilgilinin kanunda öngörülen süre içinde yazılı başvuruda bulunmasına bağlıdır. Toplu veya otomatik bir yararlandırma söz konusu değildir.
Hangi Suçlar Kapsam Dışında?
Kanun, kapsam dışı halleri sınırlı ve net biçimde saymıştır. 3. ve 6. maddelerde aynı iki istisna yer alır:
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu. Bu suçtan yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile bu suçtan mahkûm olanlar kapsam dışındadır.
- 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar. Bu tarihten önce işlenmiş olup anılan cezaları gerektiren suçlardan yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile bu suçlar nedeniyle müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar da kapsam dışındadır.
Burada iki teknik ayrıntı önem taşır. Birincisi, tarih sınırı suçun işlendiği tarihe göre belirlenmektedir; mahkûmiyetin kesinleşme tarihi bu bakımından belirleyici değildir. İkincisi, 1 Haziran 2005 tarihi rastgele seçilmemiştir: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu bu tarihte yürürlüğe girmiştir.
Kanunda örgüt yöneticilerine veya belirli kişilere özel statü tanıyan ya da onları isim olarak kapsam dışında bırakan bir hüküm bulunmamaktadır. Kapsam belirlemesi tamamen suç tipi, suç tarihi ve ceza miktarı ölçütleri üzerinden yapılmıştır.
Soruşturma ve Kovuşturmaların Ertelenmesi (m.3)
MGK Kararının Resmî Gazete’de yayımlanması koşuluyla, kapsama giren suçlardan yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ertelenir. Erteleme süresi, suçun kanuni cezasının üst sınırına göre belirlenir:
- Üst sınırı on beş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlarda → 5 yıl
- On beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda → 10 yıl
Erteleme kararının hukuki sonuçları şunlardır:
- Dava zamanaşımı işlemez. Erteleme süresi boyunca zamanaşımı durur.
- Dosya ve deliller muhafaza edilir. Suçun ispatına yarayan deliller erteleme süresince saklanır.
- Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir.
- Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir; kararda başvuru ve itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
İtiraz yolu: Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme kararlarına karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir (m.3/2).
Ayrıca kanunun 3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, MGK Kararının yayımından önce işlenmiş olup kapsama giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra yeni bir soruşturma başlatılması, Kurulun iznine bağlıdır.
Kesinleşmiş Cezaların İnfazının Ertelenmesi
Kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bakımından ayrı bir rejim öngörülmüştür. Burada ölçüt, suçun kanuni üst sınırı değil, hükümlünün mahkûm olduğu toplam ceza miktarıdır:
- Toplam on beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlarda → infaz 5 yıl süreyle ertelenir
- Toplam on beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlarda → infaz 10 yıl süreyle ertelenir
Bu ayrım uygulamada önem taşır: soruşturma ve kovuşturma aşamasında suçun üst sınırı, infaz aşamasında ise hükmedilen toplam ceza esas alınır. Aynı kişi bakımından bu iki ölçüt farklı sonuçlar doğurabilir.
Erteleme kararını infaz hâkimi verir ve bu karara karşı itiraz edilebilir. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez. Erteleme, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.
Erteleme Süresi İçinde Yeni Suç İşlenirse Ne Olur?
Erteleme, kesin ve geri alınamaz bir sonuç doğurmaz. Kanunun 5. ve 6. maddeleri, süre içindeki davranışa bağlı iki farklı sonuç öngörmüştür.
Erteleme süresi içinde terör suçlarından biri işlenirse:
- Soruşturma ve kovuşturma bakımından: erteleme kararı kaldırılır ve sürece kaldığı yerden devam edilir. Bu durumda mahkûmiyet hâlinde verilen cezanın infazı da ertelenmez ve mahkûmiyet hükmünün tüm sonuçları doğar.
- İnfaz bakımından: infaz hâkimi erteleme kararını kaldırır ve cezanın infazının devamına karar verir.
Erteleme süresi yeni bir suç işlenmeksizin tamamlanırsa:
- Soruşturma ve kovuşturma bakımından: kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilir.
- İnfaz bakımından: verilen ceza infaz edilmiş sayılır.
Erteleme kararları, kanunun 5. maddesi uyarınca bunlara mahsus özel bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar genel erişime açık değildir; ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde ve yalnızca yeniden suç işlenip işlenmediğinin denetimi amacıyla kullanılabilir.
Tutukluluk, Adli Kontrol ve İstinaf–Temyiz Aşamasındaki Dosyalar (m.4)
Kanunun 4. maddesi, erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili koruma tedbirlerini ve üst yargı aşamasındaki dosyaları düzenlemektedir.
Koruma tedbirleri: Erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı uygulanan tutuklama ve adli kontrol tedbirleri; soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşulların bulunması hâlinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.
Üst yargıdaki dosyalar: Erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Böylece dosyalar, erteleme kararının verilebileceği ilk derece aşamasına döner.
Hak Yoksunlukları Ne Zaman Kalkar?
Kanun, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarını değiştirmemekte; bunun yerine bu yoksunlukların kaldırılmasını talep etme yetkisini Kurul’a vermektedir.
Kanunun 7. maddesinin dördüncü fıkrasına göre Kurul, verilen erteleme kararlarını dönemsel olarak değerlendirir ve gerekli görmesi hâlinde:
- Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla kaldırılmasını sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden,
- Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla kaldırılmasını infaz hâkimliğinden
talep eder. Talep hakkında ilgili merci karar verir ve bu kararlara karşı itiraz edilebilir.
Mahkûmiyetten kaynaklanan hak yoksunlukları bakımından bir bekleme süresi öngörülmüştür: beş yıl olarak verilen erteleme kararlarında kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararlarında ise üç yıl geçmiş olması gerekir.
Kanun metninde, erteleme süresi boyunca uygulanacak bir siyasi faaliyet yasağı düzenlemesi yer almamaktadır.
Başvuru Nasıl ve Ne Zaman Yapılır?
Kanun hükümleri, yalnızca aşağıdaki koşulları yerine getirenlere uygulanır:
- Süre: MGK Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını takip eden altı ay içinde,
- Merci: Bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara,
- Şekil: Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini yazılı olarak bildirmek.
Bu üç unsur birlikte aranmaktadır. Altı aylık süre, kanunun yayımlandığı 18 Ağustos 2026 tarihinden değil, MGK Kararının yayımlandığı tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu yazının güncellendiği tarih itibarıyla söz konusu karar yayımlanmadığından, başvuru süresi henüz başlamamıştır.
Kanunda ayrıca, düzenleme kapsamında verilen görevlerin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirileceği ve bu görevleri yerine getiren kişilerin bu nedenle hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağı hükme bağlanmıştır.
Süreci Kim Takip Edecek? Kurul ve İzleme Komisyonu (m.7)
Kanunun 7. maddesi, uygulamanın takibi için iki ayrı yapı öngörmektedir.
Kurul, kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını takiben oluşmuştur. Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Millî Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden oluşur. Kurul ihtiyaç hâlinde alt komisyonlar oluşturabilir; bakanlık, kurum ve kuruluş temsilcileri ile gerekli görülen kişileri toplantılara davet edebilir. Kurulun sekretarya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yürütülür.
Kurul; örgütün tasfiyesine ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel değerlendirme yapabilir, gerekli görmesi hâlinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunur. Yeni soruşturma başlatılmasına izin verme ve hak yoksunluklarının kaldırılmasını talep etme yetkileri de Kurul’a aittir.
İzleme Komisyonu, TBMM Başkanlığınca kurulur. Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir. Kurul da çalışmaları hakkında TBMM’yi düzenli olarak bilgilendirir.
Çerçeve Yasa Bir Genel Af mı?
Af, koşulsuz ve kesin sonuç doğururken; 7595 sayılı Kanun’daki model, erteleme süresi boyunca yeni bir terör suçu işlenmemesini şart koşmakta, ihlal hâlinde sürecin kaldığı yerden devam etmesine imkân tanımaktadır. Nitekim kanun, cezayı ortadan kaldırmamakta; süre sonunda cezanın “infaz edilmiş sayılacağını” düzenlemektedir. Hak yoksunlukları da kendiliğinden kalkmamakta, ayrı bir talep ve karar sürecine bağlanmaktadır.
Erteleme ile Denetimli Serbestlik Aynı Şey mi?
Kamuoyundaki tartışmalarda düzenleme sıklıkla “denetimli serbestlik” olarak anılmıştır. Ancak 7595 sayılı Kanun metninde denetimli serbestlik tedbirine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. İki kurum arasında temel farklar vardır:
Denetimli serbestlik, 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinde düzenlenmiştir. İnfazın son aşamasında uygulanır; hükümlünün cezasının belirli bir bölümünü ceza infaz kurumunda geçirmiş olması aranır ve kişi, kanunda öngörülen yükümlülüklere tabi tutularak toplum içinde denetlenir.
7595 sayılı Kanun’daki erteleme ise infazın son aşamasında değil, başlangıcında veya devamında infazı bütünüyle durdurur. Cezaevinde belirli bir süre geçirilmiş olması koşulu aranmaz. Kanunda, ilgililere yüklenen bildirim, imza veya program yükümlülüğü türünden denetim tedbirleri de öngörülmemiştir; tek koşul, erteleme süresi içinde yeni bir terör suçu işlenmemesidir.
Pişmanlık Yasaları ve TCK m.221
Örgüt mensuplarının silah bırakarak topluma kazandırılmasına yönelik düzenlemeler, Türk hukukunda yeni değildir. 1985 tarihli ve 3216 sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanun ile başlayan “pişmanlık yasaları” geleneği, farklı dönemlerde çıkarılan benzer kanunlarla sürmüş; 2003 yılında ise 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
Bu geleneğin kalıcı hâle getirilmiş biçimi, bugün Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesindeki etkin pişmanlık kurumudur. TCK m.221/4’e göre; örgüt kuran, yöneten, örgüte üye olan ya da örgüte yardım eden kişi, gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verirse, hakkında örgüt suçundan ceza verilmez. Bilgilerin yakalandıktan sonra verilmesi hâlinde ise cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. Etkin pişmanlıktan yararlananlar hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur ve bu süre üç yıla kadar uzatılabilir.
7595 sayılı Kanun’u TCK m.221’den ayıran temel noktalar şunlardır: Etkin pişmanlık, bireysel bir pişmanlık iradesine ve örgütün yapısı ile faaliyetleri hakkında bilgi verme şartına dayanır. 7595 sayılı Kanun ise örgütün fesih ve silah bırakma sürecinin resmen tespitine bağlı, kolektif nitelikte bir geçiş dönemi düzenlemesidir ve metninde bilgi verme benzeri bir şart öngörülmemiştir. Ayrıca TCK m.221 cezasızlık veya ceza indirimi sonucu doğururken, 7595 sayılı Kanun cezayı ortadan kaldırmaz; şarta bağlı olarak infazını erteler.
Önemli bir nokta da şudur: 7595 sayılı Kanun, TCK m.221’i yürürlükten kaldırmamaktadır. Etkin pişmanlık hükümleri, koşulları oluştuğunda uygulanmaya devam eder.
Kanun Yürürlükte, Ancak Erteleme Hükümleri Henüz Uygulanmıyor
7595 sayılı Kanun, iki aşamalı bir yürürlük kurgusuna sahiptir ve bu kurgu düzenlemenin pratik sonuçlarını doğrudan belirlemektedir.
Birinci aşama tamamlanmıştır: Kanun 18 Ağustos 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Kurul bu tarih itibarıyla oluşmuştur.
İkinci aşama ise henüz gerçekleşmemiştir. Kanunun 1. maddesine göre erteleme hükümlerinin işleyebilmesi için şu iki koşulun sırasıyla gerçekleşmesi gerekir:
- Örgütün fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altındaki her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi,
- Bu tespitin teyidine dair Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Kararının Resmî Gazete’de yayımlanması.
Bu ikinci yayım gerçekleşmediği sürece; hiçbir soruşturma, kovuşturma veya cezanın infazı bu kanun uyarınca ertelenemez. Kanunun yürürlüğe girmesi, kapsamdaki kişiler hakkında resen ve derhal erteleme kararı verileceği anlamına gelmemektedir.
Bunun doğrudan bir sonucu daha vardır: kanundan yararlanmak için öngörülen altı aylık başvuru süresi de henüz başlamamıştır. Kanunun 9. maddesi bu süreyi, kanunun yayımına değil, MGK Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasına bağlamıştır.
Bu yazının güncellendiği 21 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla söz konusu MGK Kararı henüz Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır. Kanunla kurulan Kurul’un ilk toplantısını 24 Ağustos 2026 tarihinde yapması planlanmaktadır. Bu aşamalar gerçekleştiğinde yazı güncellenecektir.
Çerçeve Yasa Hakkında Sık Sorulan Sorular
Çerçeve yasa kanunlaştı mı?
Evet. Kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen düzenleme, 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun adıyla 10 Ağustos 2026’da TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiş, 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Çerçeve yasa (7595 sayılı kanun) hangi suçları kapsıyor?
Kanun; PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, örgüt propagandası yapma suçlarını, örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve örgüt lehine işlenen 6415 sayılı Kanun’daki terörizmin finansmanı suçlarını kapsamaktadır.
Hangi suçlar kapsam dışında?
İki istisna vardır: Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar. Ayrıca kanun yalnızca PKK/KCK ile bağlantılı suçlara ilişkindir; diğer terör örgütleriyle bağlantılı dosyalar kapsam dışıdır.
Başvuru süresi ne kadardır?
Basına yansıyan bilgilere göre düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin, fesih sürecinin resmiyet kazanmasından itibaren 6 ay içinde başvuruda bulunması gerekmektedir. Sürenin başlangıç anı ve niteliği, kanunun resmi metninde kesinleşecektir.
Erteleme süreleri ne kadar?
Soruşturma ve kovuşturmalarda, suçun üst sınırı 15 yıl veya daha az ise 5 yıl; 15 yıldan fazla, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiriyorsa 10 yıldır. Kesinleşmiş cezaların infazında ise toplam ceza 15 yıl veya daha az ise 5 yıl, daha fazlaysa 10 yıldır.
Çerçeve yasa genel af mıdır?
Hayır. Kanun, cezaları bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran bir af düzenlemesi değildir. Başvuru şartına ve erteleme süresinin yeni bir terör suçu işlenmeksizin tamamlanmasına bağlı, geri alınabilir bir erteleme mekanizması öngörmektedir. Anayasa’nın 87. maddesindeki af usulü uygulanmamıştır.
Kanun yürürlüğe girdi, cezaevindekiler tahliye olacak mı?
Kanunun yürürlüğe girmesi tek başına yeterli değildir. Erteleme hükümlerinin işleyebilmesi için örgütün fiilî varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespiti teyit eden MGK Kararının Resmî Gazete’de yayımlanması gerekir. Ayrıca her dosya bireysel olarak değerlendirilir; toplu ve otomatik bir tahliye öngörülmemiştir.
Başvuru nasıl ve ne zaman yapılacak?
Kanundan yararlanmak isteyenlerin, MGK Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren altı ay içinde, bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirimde bulunması gerekir. Bu süre henüz başlamamıştır.
Erteleme kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. Cumhuriyet savcısının verdiği kararlara karşı iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir; kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme kararlarına karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir. İnfaz hâkiminin verdiği erteleme kararlarına karşı da itiraz yolu açıktır.
Erteleme süresi içinde suç işlenirse ne olur?
Erteleme süresi içinde terör suçlarından biri işlenirse erteleme kararı kaldırılır; soruşturma, kovuşturma veya cezanın infazına kaldığı yerden devam edilir. Bu durumda yeni suçtan mahkûmiyet hâlinde verilecek cezanın infazı da ertelenmez.
Sonuç
7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, Türk hukukunda 1985’ten bu yana örnekleri görülen topluma kazandırma düzenlemelerinin devamı niteliğinde olmakla birlikte; kapsamı, mekanizması ve iki aşamalı yürürlük kurgusuyla kendine özgü bir geçiş dönemi modeli getirmektedir.
Kanun bir af düzenlemesi değildir. Cezayı ortadan kaldırmamakta; başvuru şartına ve erteleme süresinin ihlalsiz tamamlanmasına bağlı olarak soruşturma, kovuşturma ve infazın ertelenmesini öngörmektedir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005 öncesi ağır suçların kapsam dışında tutulması, düzenlemenin sınırlarını çizen temel tercihtir.
Uygulamanın fiilen başlaması, MGK Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasına bağlıdır. Bu aşama gerçekleştiğinde başvuru süresi işlemeye başlayacak ve dosyalar savcılıklar, mahkemeler ile infaz hâkimlikleri tarafından ayrı ayrı değerlendirilecektir. Bu yazı, sürecin her aşamasında güncellenmektedir.
Ceza infaz hukukuna ilişkin diğer güncel düzenlemeler için “12. Yargı Paketi ile getirilen değişiklikler” yazımızı, infaz süresi hesaplaması için “İnfaz Yatar Hesaplama” aracımızı, ceza hukuku alanındaki çalışmalarımız için “ceza hukuku” sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklar bakımından güncel mevzuatın ve resmî metinlerin esas alınması gerekir.
Güncelleme Geçmişi
- 21 Ağustos 2026: Kanun 7595 sayı ile yasalaşıp Resmî Gazete’de yayımlandığından yazı, kanunun resmî metni esas alınarak bütünüyle yeniden düzenlendi. Kapsam, kapsam dışı suçlar, erteleme süreleri, başvuru usulü ve izleme mekanizmasına ilişkin bölümler madde metinleriyle güncellendi.
- 5 Ağustos 2026: Kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulmasının ardından yayımlandı.