İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası: Şartları, Süresi ve Dava Süreci (TBK m. 350)

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, kiraya verenin kendisinin, eşinin, çocuklarının, anne–babasının veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut ya da iş yeri gereksinimi bulunması hâlinde, kira sözleşmesinin sona erdirilerek kiracının taşınmazdan çıkarılmasını sağlayan bir dava türüdür. Davanın hukuki dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun 350. maddesinin birinci fıkrasıdır.

İçindekiler göster

Ancak uygulamada bu davanın kazanılması, yalnızca “ihtiyacım var” demekle mümkün değildir. Mahkemeler ve Yargıtay, ileri sürülen ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olmasını; dava tarihinde doğmuş bulunmasını ve yargılama boyunca devam etmesini aramaktadır. Ayrıca dava açma sürelerine uyulmaması, zorunlu arabuluculuk aşamasının atlanması veya ihtiyacın kanunda sayılmayan bir kişiye ait olması gibi nedenlerle davalar sıklıkla reddedilmektedir.

Bu rehberde; ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının şartlarını, kimler için açılabileceğini, belirli ve belirsiz süreli sözleşmelerde dava açma sürelerini, zorunlu arabuluculuk dâhil güncel dava sürecini, yeni malikin ihtiyacına dayalı tahliyeyi (TBK m. 351), tahliye sonrası üç yıllık yeniden kiralama yasağını (TBK m. 355) ve kiracının savunma imkânlarını 2026 yılı uygulaması ile ele alınmaktadır.

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası – TBK 350 kapsamında ev sahibinin konut ihtiyacıyla kiracının tahliyesi

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Nedir? (TBK m. 350/1)

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiraya verene tanınmış, kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirme imkânı veren tahliye sebeplerinden biridir. Türk hukukunda kiracı, sözleşme süresi sona erse dahi kural olarak kiralananda oturmaya devam edebilir; kiraya veren sözleşmeyi ancak kanunda sınırlı olarak sayılan sebeplere dayanarak sona erdirebilir. Gereksinim (ihtiyaç) sebebi, bu sınırlı sebeplerin başında gelir.

Türk Borçlar Kanunu‘nun 350. maddesinin ilgili bölümü şu şekildedir:

TBK m. 350/1: “Kiraya veren, kira sözleşmesini; kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa (…) belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi sürelerine uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.”

Görüldüğü üzere kanun, tahliye imkânını iki temel eksene oturtmaktadır: ihtiyacın kanunda sayılan kişilerden birine ait olması ve davanın kanunda öngörülen süre içinde açılması. Bu iki unsurdan birinin eksikliği, ihtiyaç ne kadar gerçek olursa olsun davanın reddine yol açar.

Kimlerin İhtiyacı İçin Tahliye Davası Açılabilir?

TBK m. 350/1’de ihtiyaç sahibi olabilecek kişiler sınırlı sayıda (tahdidi olarak) belirlenmiştir. Bu kapsam genişletici yoruma elverişli değildir. Buna göre tahliye davası, yalnızca aşağıdaki kişilerin konut veya iş yeri ihtiyacı için açılabilir:

  • Kiraya verenin kendisi
  • Kiraya verenin eşi (resmî nikâhlı eş)
  • Altsoyu (çocukları, torunları)
  • Üstsoyu (anne, baba, büyükanne, büyükbaba)
  • Kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler

Son kategori, uygulamada en çok tartışılan gruptur. Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesindeki yardım nafakası yükümlülüğü çerçevesinde, kiraya verenin yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan kardeşinin ihtiyacı, somut olayda bakım yükümlülüğünün ispatlanması koşuluyla tahliye sebebi olarak değerlendirilebilmektedir.

Buna karşılık kiraya verenin kuzeni, yeğeni, gelini, damadı, kayınvalidesi, nişanlısı veya arkadaşı gibi kişilerin ihtiyacı, kural olarak ihtiyaç nedeniyle tahliye davasına dayanak oluşturmaz. Yanlış kişinin ihtiyacına dayanılarak açılan davalar, ihtiyaç gerçek olsa dahi reddedilmektedir. Bu nedenle dava açılmadan önce ihtiyaç sahibinin kanuni kapsamda olup olmadığı mutlaka değerlendirilmelidir.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davasının Şartları

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında ihtiyaç iddiasının kabul edilebilmesi için aranan şartlar şu şekilde özetlenebilir:

1. İhtiyacın Gerçek, Samimi ve Zorunlu Olması

Davanın kaderini belirleyen temel ölçüt budur. Kiraya verenin taşınmazı kullanma yönündeki soyut isteği yeterli değildir; ihtiyacın objektif olarak var olması, hayatın olağan akışına uygun ve dürüstlük kuralıyla bağdaşır nitelikte bulunması gerekir. Salt kira bedelini artırmak, kiracıyla yaşanan anlaşmazlıktan kurtulmak veya taşınmazı daha yüksek bedelle yeniden kiraya vermek amacıyla ileri sürülen ihtiyaç iddiaları “samimi” kabul edilmez ve dava reddedilir.

2. İhtiyacın Sürekli Olması

İhtiyacın geçici değil, belirli bir devamlılık arz eden nitelikte olması aranır. Örneğin yalnızca yaz aylarında birkaç hafta kullanılmak istenen bir konut için ileri sürülen ihtiyaç, kural olarak süreklilik şartını taşımaz. Buna karşılık Yargıtay, yazlık ihtiyacının günümüz yaşam koşullarında mevsimlik de olsa konut ihtiyacının bir devamı niteliğinde olduğunu kabul etmekte ve samimi olması koşuluyla tahliye sebebi sayabilmektedir.

3. İhtiyacın Konut veya İş Yeri Kullanımına Yönelik Olması

İleri sürülen gereksinim, kiralananın bizzat konut veya iş yeri olarak kullanılmasına ilişkin olmalıdır. Taşınmazın yıkılıp yeniden yapılması, satılması veya yatırım amacıyla boş tutulması istekleri bu madde kapsamında tahliye sebebi değildir. Ayrıca ihtiyacın, kiralananın niteliğiyle uyumlu olması gerekir; örneğin konut ihtiyacı için iş yeri niteliğindeki bir taşınmazın tahliyesi istendiğinde mahkeme, kiralananın bu ihtiyacı karşılamaya elverişli olup olmadığını ayrıca inceler.

4. İhtiyacın Doğmuş Olması ve Yargılama Boyunca Devam Etmesi

İhtiyaç, dava tarihinde fiilen doğmuş olmalı ya da doğacağı yakın ve kesin olmalıdır. Henüz gerçekleşmemiş, uzak ihtimallere dayalı ihtiyaçlar (örneğin “birkaç yıl içinde emekli olursam dönerim” düşüncesi) dava sebebi yapılamaz. Ayrıca ihtiyacın hüküm anına kadar sürmesi gerekir; yargılama sırasında ortadan kalkan ihtiyaç, davanın reddi sonucunu doğurur.

5. Kiraya Verenin Aynı Nitelikte Boş Taşınmazının Bulunmaması

Kiraya verenin, ihtiyacı karşılamaya elverişli başka bir boş taşınmazı varsa, ihtiyacın “zorunlu” olduğundan söz edilemez. Yargıtay, aynı bölgede benzer nitelikte boş konutu veya iş yeri bulunan kiraya verenin açtığı tahliye davalarında samimiyet şüphesinin doğduğunu ve bu hususun titizlikle araştırılması gerektiğini kabul etmektedir. Ancak mevcut taşınmazın konum, büyüklük veya nitelik bakımından ihtiyacı karşılamaya elverişli olmaması hâlinde bu itiraz sonuç doğurmaz.

Yargıtay Uygulamasında Samimi Kabul Edilen İhtiyaç Örnekleri

Uygulamada mahkemelerce samimi ve zorunlu bulunan başlıca ihtiyaç hâlleri şunlardır:

  • Kiraya verenin kendisinin kirada oturması: Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, ihtiyaç sahibinin kirada oturuyor olması, konut ihtiyacının varlığı için tek başına yeterli kabul edilir. Bu durumda ayrıca ihtiyacın zorunluluğunun ispatı aranmaz.
  • Boşanma süreci: Boşanan veya boşanma aşamasında olan kiraya verenin ayrı bir konuta duyduğu ihtiyaç.
  • Evlenme: Kiraya verenin kendisinin veya çocuğunun evlenmesi nedeniyle ortaya çıkan konut gereksinimi.
  • Öğrenim: Çocuğun, kiralananın bulunduğu şehirde üniversite eğitimine başlaması.
  • Sağlık durumu: Mevcut konutun (örneğin asansörsüz üst kat dairenin) sağlık sorunları nedeniyle kullanılamaz hâle gelmesi ve kiralananın bu ihtiyaca elverişli olması.
  • Emeklilik ve kente dönüş: Başka şehirde görev yapan kiraya verenin emekli olarak taşınmazının bulunduğu yere yerleşecek olması.
  • İş yeri açma: Kiraya verenin veya kanunda sayılan yakınlarının, kiralananda fiilen yürütecekleri bir mesleki ya da ticari faaliyete başlayacak olmaları (vergi kaydı, ruhsat başvurusu gibi somut hazırlıklarla desteklenmelidir).

Buna karşılık; salt kira getirisini artırma isteği, taşınmazı satışa hazırlama amacı veya soyut “ileride lazım olur” düşüncesi, tahliye sebebi olarak kabul edilmemektedir.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davasında Süreler

Süre şartı, bu davanın en teknik ve en çok hak kaybı yaşanan yönüdür. Dava açma süresi hak düşürücü niteliktedir; mahkemece resen (kendiliğinden) gözetilir ve süresinde açılmayan dava, ihtiyaç gerçek olsa bile reddedilir.

Belirli Süreli Kira Sözleşmelerinde Dava Açma Süresi

Belirli süreli sözleşmelerde ihtiyaç nedeniyle tahliye davası, sözleşme süresinin sonundan itibaren bir ay içinde açılmalıdır. Örneğin 1 Eylül 2025 başlangıç tarihli bir yıllık kira sözleşmesinde dava, 1 Eylül 2026 – 1 Ekim 2026 tarihleri arasında açılabilir.

Belirsiz Süreli Kira Sözleşmelerinde Dava Açma Süresi

Belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya veren, kiraya ilişkin genel hükümlerdeki fesih dönemi ve fesih bildirim sürelerine uyarak belirlenecek tarihten itibaren bir ay içinde dava açabilir. Genel hükümlere göre taşınmaz kiralarında fesih dönemi altı aylık dönemler hâlinde işler ve üç aylık fesih bildirim süresine uyulması gerekir. Bu hesaplamanın hatalı yapılması davanın reddine yol açtığından, belirsiz süreli sözleşmelerde sürelerin somut olaya göre dikkatle belirlenmesi gerekir.

Dava Açma Süresinin Uzaması: Yazılı Bildirim (TBK m. 353)

Kiraya veren, dava açma süresi içinde dava açmak yerine, en geç bu süre içinde dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirirse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır (TBK m. 353). Uygulamada bu bildirim genellikle noter aracılığıyla gönderilen ihtarname ile yapılır. Böylece kira dönemi sonunda dava açma fırsatını kaçıran veya arabuluculuk sürecinin uzaması nedeniyle bir aylık süreye sıkışan kiraya veren, uzayan dönem boyunca dava hakkını korumuş olur.

Önemle belirtmek gerekir ki ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında ihtarname göndermek kural olarak dava şartı değildir; süresi içinde doğrudan dava açılması mümkündür. İhtarname, yalnızca dava açma süresini uzatma işlevi görür ve ayrıca ihtiyacın samimiyetini destekleyen bir delil niteliği taşır.

Yeni Malikin İhtiyacı Nedeniyle Tahliye (TBK m. 351)

Kiralananı sonradan satın alan (veya miras, bağış gibi yollarla edinen) yeni malik de kendisinin, eşinin, altsoyunun, üstsoyunun veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut ya da iş yeri ihtiyacı için tahliye talep edebilir. TBK m. 351 yeni malike iki seçenek tanır:

  1. Edinme tarihinden itibaren bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, edinme tarihinden altı ay sonra tahliye davası açmak,
  2. Dilerse bu yola başvurmayıp, mevcut kira sözleşmesi süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açmak.

Birinci seçenekte bir aylık bildirim süresi hak düşürücüdür; bu süre içinde ihtarname gönderilmezse yeni malik yalnızca sözleşme dönemi sonunu bekleyerek dava açabilir. Yeni malikin ihtiyacında da ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması şartları aynen aranır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik uygulamasına göre, yeni malikin açtığı tahliye davasında taşınmaz satışının salt dava hakkı elde etmek için muvazaalı yapıldığı savunması bu dava içinde dinlenmez; kiracı bu iddiasını ancak ayrı bir davada ileri sürebilir.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Nasıl Açılır? Güncel Dava Süreci

1. Zorunlu Arabuluculuk Aşaması

1 Eylül 2023 tarihinden itibaren, 7445 sayılı Kanun’la yapılan düzenleme uyarınca kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda — ihtiyaç nedeniyle tahliye davası dâhil — dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur ve bu zorunluluk bir dava şartıdır. Arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan açılan dava, esasa girilmeksizin usulden reddedilir. Bu kural 2026 yılında da aynen geçerlidir.

Arabuluculuk başvurusu, kural olarak taşınmazın bulunduğu yerdeki adliye arabuluculuk bürosuna yapılır. Süreç ilke olarak üç hafta içinde, zorunlu hâllerde en fazla dört haftada tamamlanır. Taraflar anlaşamazsa düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenir. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanırsa, anlaşma belgesi ilam niteliğinde belge hükmündedir ve tahliye bu belgeye dayanılarak gerçekleştirilebilir.

Bu noktada süre yönünden kritik bir uyarı yapalım: Arabuluculuk başvurusu, dava açma süresini durdurur; ancak bir aylık hak düşürücü sürenin sonuna bırakılan başvurularda hesap hataları ciddi risk doğurabilir. İhtiyatlı yaklaşım, TBK m. 353 kapsamında yazılı bildirimle dava hakkını güvence altına almak ve arabuluculuk başvurusunu erken yapmaktır.

2. Görevli ve Yetkili Mahkeme

İhtiyaç nedeniyle tahliye davalarında görevli mahkeme, dava değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi‘dir. Yetkili mahkeme ise kural olarak sözleşmenin ifa yeri olan kiralananın bulunduğu yer mahkemesi veya davalı kiracının yerleşim yeri mahkemesidir. Dava değeri, yıllık kira bedeli üzerinden gösterilir.

3. Dava Dilekçesi ve Deliller

İspat yükü, ihtiyacı ileri süren kiraya verendedir. İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğu somut delillerle ortaya konmalıdır. Uygulamada en sık başvurulan deliller şunlardır:

  • Kira sözleşmesi (sözlü sözleşmelerde ödeme dekontları, yazışmalar)
  • Tapu kaydı ve kiraya verenin başka taşınmazı bulunup bulunmadığına ilişkin kayıtlar
  • İhtiyaç sahibinin hâlen kirada oturduğunu gösteren kira sözleşmesi ve ikametgâh belgesi
  • Nüfus kayıt örneği (ihtiyaç sahibinin kanuni kapsamda olduğunun ispatı için)
  • Sağlık raporları, öğrenci belgesi, evlilik cüzdanı, emeklilik belgesi gibi ihtiyacın kaynağına göre değişen belgeler
  • İş yeri ihtiyacında vergi levhası, ruhsat başvurusu, faaliyet hazırlıklarına ilişkin belgeler
  • Tanık beyanları ve keşif/bilirkişi incelemesi

4. Yargılama, İstinaf ve Temyiz

Sulh hukuk mahkemesindeki yargılama basit yargılama usulüne tabidir. Mahkemenin iş yüküne ve delil durumuna göre ilk derece yargılaması genellikle birkaç celsede tamamlanır. Karara karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurulabilir; istinaf kararının niteliğine ve parasal sınırlara göre Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olabilir.

5. Tahliye Kararının İcrası ve Tehir-i İcra

Tahliye kararının icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmez. Kiraya veren, gerekçeli kararla birlikte icra dairesine başvurarak tahliye işlemini başlatabilir. İcra dairesi kiracıya tahliye emri gönderir; kiracı verilen sürede taşınmazı boşaltmazsa tahliye zorla gerçekleştirilir.

Kiracı ise kararı istinaf ederken tehir-i icra (icranın geri bırakılması) talebinde bulunabilir. Uygulamada kiracının üç aylık kira bedeli tutarında teminatı icra dosyasına yatırması hâlinde, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar tahliyenin durdurulması mümkündür. Bu mekanizma, tahliye sürecinin toplam süresini uzatan en önemli etkendir.

Yeniden Kiralama Yasağı ve Tazminat (TBK m. 355)

Üç Yıllık Yeniden Kiralama Yasağı

Kanun koyucu, ihtiyaç sebebinin kiracıyı çıkarma bahanesi olarak kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla önemli bir güvence getirmiştir:

TBK m. 355/1: “Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz.”

Üç yıllık süre, kiracının taşınmazı fiilen tahliye ettiği tarihten itibaren işler. Yasak yalnızca “başkasına kiralamayı” kapsar; kiraya veren aynı taşınmazı eski kiracısına yeniden kiralayabilir veya kendisi kullanmaya devam edebilir.

Yasağa Aykırılık Hâlinde Tazminat

Kiraya veren bu yasağa aykırı davranır, yani haklı bir sebep olmaksızın taşınmazı üç yıl dolmadan başkasına kiralarsa, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür (TBK m. 355/3). Bu, kanunun öngördüğü asgari tutardır; kiracı, daha yüksek bir zararı ispat ederse fazlasını da talep edebilir. Tazminat davası, genel hükümlere göre ve yine dava şartı arabuluculuk aşamasından geçilerek açılır.

Haklı Sebep İstisnası

Üç yıl dolmadan yapılan her kiralama otomatik olarak tazminat doğurmaz. Kiraya veren, tahliyeden sonra ortaya çıkan ve öngörülemeyen haklı bir sebebin varlığını ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Uygulamada haklı sebep olarak değerlendirilebilen durumlara örnek olarak; ihtiyaç sahibinin ölümü, tayin veya iş değişikliği nedeniyle başka şehre taşınma zorunluluğu, ciddi sağlık sorunları ya da ihtiyacı ortadan kaldıran beklenmedik ailevi ve ekonomik gelişmeler gösterilebilir. Haklı sebebin varlığı her somut olayda mahkemece ayrıca değerlendirilir.

Kiracı, İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davasına Karşı Ne Yapabilir?

Kiracı açısından bu dava, savunmasız kalınacak bir süreç değildir. Uygulamada kiracıların başvurabileceği başlıca savunma ve itirazlar şunlardır:

  • Samimiyet itirazı: İhtiyacın gerçek olmadığının, davanın kira artışı baskısı sonrasında veya taşınmazı yeniden kiralama amacıyla açıldığının ortaya konması. Dava öncesinde kiraya verenin gönderdiği yüksek zam talepli mesajlar, emlak ilanları gibi deliller bu yönde değerlendirilebilir.
  • Boş taşınmaz itirazı: Kiraya verenin, ihtiyacı karşılamaya elverişli başka bir boş taşınmazının bulunduğunun ispatı.
  • Kapsam itirazı: İhtiyacın, kanunda sayılmayan bir kişiye (örneğin yeğene) ait olduğu savunması.
  • Süre itirazı: Davanın bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığının ileri sürülmesi; bu husus mahkemece resen de gözetilir.
  • Usul itirazları: Zorunlu arabuluculuk aşamasının tamamlanmadığı veya son tutanağın sunulmadığı itirazı.
  • Tehir-i icra: Aleyhe karar çıkması hâlinde teminat yatırılarak istinaf sonuçlanana kadar tahliyenin durdurulması.
  • Tazminat davası: Tahliyeden sonra taşınmazın üç yıl içinde başkasına kiralandığının öğrenilmesi hâlinde TBK m. 355 uyarınca en az bir yıllık kira bedeli tutarında tazminat talep edilmesi.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

Hem kiraya veren hem kiracı tarafında en çok hak kaybına yol açan hatalar şunlardır:

  1. Bir aylık dava süresinin kaçırılması ve TBK m. 353 bildirimi yapılmadığı için bir sonraki dönemin beklenmek zorunda kalınması.
  2. Arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması ve davanın usulden reddi nedeniyle sürecin aylarca uzaması.
  3. Kanun kapsamında olmayan bir yakının (kuzen, yeğen, gelin/damat) ihtiyacına dayanılması.
  4. İhtiyacın soyut beyanla ileri sürülmesi; kirada oturma, sağlık, öğrenim gibi hususların belgeyle ispat edilmemesi.
  5. Yeni malikin, edinme tarihinden itibaren bir aylık ihtarname süresini kaçırması.
  6. Tahliye sonrasında üç yıllık yasak gözetilmeden taşınmazın başkasına kiralanması ve tazminat yükümlülüğüyle karşılaşılması.
  7. Belirsiz süreli sözleşmelerde fesih dönemi ve bildirim sürelerinin hatalı hesaplanması.

Sıkça Sorulan Sorular

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası ne kadar sürer?

Süre; mahkemenin iş yüküne, delil durumuna ve kanun yollarına başvurulup başvurulmadığına göre değişir. Zorunlu arabuluculuk aşaması ortalama üç–dört hafta sürer. İlk derece yargılaması uygulamada genellikle bir yıl civarında tamamlanmakta; istinaf ve tehir-i icra süreçleriyle birlikte toplam süre uzayabilmektedir. Kesin bir süre taahhüdü vermek mümkün değildir.

Ev sahibi “kendim oturacağım” deyip oturmazsa ne olur?

Tahliyeden sonra taşınmaz, haklı sebep olmaksızın üç yıl içinde eski kiracıdan başkasına kiralanırsa, eski kiracı son kira yılında ödenmiş bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat talep edebilir (TBK m. 355). Ev sahibinin taşınmazı boş tutması veya kendisinin kullanması ise tek başına tazminat doğurmaz.

Dava açmadan önce ihtarname göndermek zorunlu mu?

Hayır. İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında ihtarname dava şartı değildir; süresi içinde doğrudan dava açılabilir. Ancak TBK m. 353 uyarınca süresinde gönderilen yazılı bildirim, dava açma süresini bir kira yılı uzatır ve ihtiyacın samimiyetine ilişkin delil değeri taşır.

Arabuluculuğa başvurmadan dava açılırsa ne olur?

Kira ilişkisinden kaynaklanan tahliye davalarında arabuluculuk 1 Eylül 2023’ten bu yana dava şartıdır. Başvuru yapılmadan açılan dava, esasa girilmeden usulden reddedilir; ödenen harç ve kaybedilen zaman geri gelmez.

Ev sahibinin başka evi varsa ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir mi?

Kiraya verenin, ihtiyacı karşılamaya elverişli başka bir boş taşınmazı varsa ihtiyacın zorunlu olmadığı kabul edilir ve dava reddedilebilir. Ancak diğer taşınmaz konum, büyüklük veya nitelik yönünden ihtiyaca uygun değilse (örneğin başka şehirde ya da oturmaya elverişsizse) davanın kabulü mümkündür.

Kirada oturan ev sahibi kiracısını çıkarabilir mi?

Evet. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, ihtiyaç sahibinin kendisinin kirada oturması, konut ihtiyacının gerçek ve samimi olduğunun kabulü için yeterlidir. Bu durumda diğer şartların da varlığı hâlinde tahliye kararı verilir.

Çocuğumun üniversite eğitimi veya evliliği için kiracıyı tahliye edebilir miyim?

Evet. Altsoyun öğrenim nedeniyle o şehirdeki konut ihtiyacı ve evlenen çocuğun ayrı konut gereksinimi, uygulamada samimi ihtiyaç olarak kabul edilen tipik örneklerdendir. Öğrenci belgesi, kayıt evrakı veya evlilik belgesiyle ispat gerekir.

Yeni ev satın aldım, içindeki kiracıyı ne zaman çıkarabilirim?

TBK m. 351 uyarınca edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunursanız, edinme tarihinden altı ay sonra tahliye davası açabilirsiniz. Bildirim süresini kaçırırsanız, mevcut kira sözleşmesi süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açma imkânınız devam eder.

Tahliye kararı çıkarsa kiracı hemen evden çıkmak zorunda mı?

Tahliye kararının icrası için kesinleşme aranmaz; kiraya veren kararı hemen icraya koyabilir. Ancak kiracı, üç aylık kira bedeli tutarında teminat yatırıp tehir-i icra talep ederek istinaf incelemesi sonuçlanana kadar tahliyeyi durdurabilir.

Yazılı kira sözleşmesi yoksa dava açılabilir mi?

Evet. Kira sözleşmesi şekle bağlı değildir; sözlü sözleşmeler de geçerlidir. Kira ilişkisinin varlığı; banka dekontları, ödeme kayıtları, yazışmalar ve tanık beyanlarıyla ispatlanabilir.

İhtiyaç nedeniyle tahliye davasını kim açabilir?

Davayı kural olarak kiraya veren açar. Yargıtay uygulamasında, kira sözleşmesinin tarafı olmasa dahi malikin ve intifa hakkı sahibinin de bu davayı açabileceği kabul edilmektedir. Paylı mülkiyette pay ve paydaş çoğunluğuyla, elbirliği mülkiyetinde ise tüm ortakların birlikte hareket etmesiyle dava açılması gerekir.

İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında harç ve masraflar ne üzerinden hesaplanır?

Dava, yıllık kira bedeli üzerinden değerlendirilir ve buna göre harçlandırılır. Davayı kaybeden taraf, yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücretinden sorumlu olur.

Sonuç

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, kiraya verenin mülkiyet hakkı ile kiracının barınma hakkı arasında hassas bir denge kuran, şartları ve süreleri sıkı şekilde denetlenen bir dava türüdür. Davanın başarısı; ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun somut delillerle ortaya konmasına, hak düşürücü sürelere titizlikle uyulmasına ve zorunlu arabuluculuk dâhil usul aşamalarının eksiksiz tamamlanmasına bağlıdır. Tahliye sonrasındaki üç yıllık yeniden kiralama yasağı ise sürecin ihmal edilmemesi gereken son halkasıdır. Gerek kiraya veren gerek kiracı yönünden, somut olayın özelliklerine göre hak kaybı yaşanmaması için sürecin bir avukat desteğiyle yürütülmesi önem taşımaktadır.

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Yorum yapın

WhatsApp Randevu Al Hemen Ara